30 Eylül 2009 Çarşamba
Ver elini bu diyardan gidelim (mi?)
Varmısın İddaa'ya

Cska Moskova - Beşiktaş
Beşiktaş'ın maçlarında genelde az gol oluyor.Manchester maçında güzel oynayan Beşiktaş şimdi ondan daha kötü bir takımla oynuyor ve bu deplasmandan puanla döneceklerini düşünüyorum.İlk yarı kontrollü geçer ve takımlar birbirlerini tartar ve ilk yarı gol olmaz.
Newcastle - Qpr
Son haftaların formda iki takımının maçında bol gol olur.
Chesterfield - Grimsby Town
Aralarında oynanan son altı maçın beşi üst biten iki takımın mücadelesi yine üst olur.
Manchester United - Wolfsburg
Golcü iki takımın mücadelesinde iki takımda gol atar maç bol gollü geçer.
Milan - Zurich
Grubun zayıf halkası Zurich bu maçta yine bol gol yer ve maç üstü geçer.
29 Eylül 2009 Salı
Brice Taton
Anılar Şimdi Gözümde Canlandılar #1 ( Bi Şekilde Deplasman )
-Gidiyoruz mu lan?
-nereye olm?
-nereye olacak bi sezonun meyvesini almaya
-gidelim ama nasıl olcak yol parası bilet parası hem bilet de çok pahalı 50 milyon nasıl olcak bu iş
-bi şekilde olcak işte hele bi gidelim de
Bu şekilde bir hayale yolculuk kararı alınmış oldu. Zaten hep böyle ufak bir diyalog sonrası yönlendirirdik tribün dünyamızı. Bir anlık “gaz” bir anlık “hadi lan” motivasyonu bizi yollara düşürür, başka diyarlarda ekmek yedirir, avaz avaz bağırır hale getirirdi bizleri.
Evet geçte olsa bu kararı almıştık maça 1 gün vardı ve tüm tribün grupları bu maça adeta çıkarma yapıyordu. Hem çıkarma yapılması için çokda haklı bir sebep vardı 1 sezon boyunca peşinden koşulan arma, bu maç, ihtimali az da olsa şampiyonluk apoleti ile taçlandırılabilir, sezonun tüm yükü sırttan inebilirdi. Hemen tribün grupları ile irtibata geçildi. Fakat bayram günlerinde otobüslerde yer bulmak zor olur ya bu da bizim tribünün en kutsal bayramı olabilirdi bayramı olmasada arife günü olmaya adaydı o yüzden tüm koltuklar dolu ayakta bile durmaya yer yoktu. Yapılan çözümlemenin ardından umutlar kesilmeden b planı uygulanmaya başladı.(b planı diye bişey yoktu tabi o a anlık çıktı J )
Tren istasyonu diğer durağımızdı ve 3 şaşkın deplasmancı olarak biletlerimizi aldık trenimize atladık. Atkılar formalar boynumuzda gideceğimiz yere daha önce hiç adım atmamış olmanın verdiği tedirginlikle yola çıkmıştık. Hep aklımıza aynı soru geliyordu “nasıl stadı buluruz?”, “orada ne yapacağız?” her defasında da cevap aynı oluyordu “bi şekilde halledeceğiz.” Bu bi şekiller macerası o günün bayram olma ihtimalini akla getirince daha bi heyecana sevk ediyordu bizi.
Trende yer yer yolcu yer yer maça istanbuldan gelen seyyar satıcılar köfteciler ve tabi ki bizim gibi “trenci deplasmancılar” la doluydu keyifli bir yolculuğun ardından nüfusu 480 bin rakımı şampiyonluk simgesi horoz olan denizliye gelmiştik gelmiştik te ne halt yiyecektik bilmiyorduk.
Sabah’ın erken saatleriydi önce bi peynir, simit, çay üçgeninden oluşan tribüncü kahvaltısı yaptıktan sonra hemen stada nasıl gideriz onu öğrendik. Cepte bilet yoktu stadı ve şehri bilmiyorduk. Aldığımız yol taktiklerinden hemen sonra stada ulaştık. Ufak bi bilet yoklaması yaptıktan sonra elde 0’ ın var olduğunu anladık.
Stada bi şekilde girecektik o kadar yol tepip maça gelmişiz elbet bu stada da girecektik. Ama nasıl? Cevap aynı “bi şekilde”. Bu “bi şekilde” psikolojisi tedirgin etsede bizi en azından umutlandırıyordu. 2-3 Defa stadın etrafını gezmenin ve ufak çocuklara sormanın ardından pekte tırmanıp girilebilecek veya içeri yıkık dökük yerlerden sızılabilecek olunmayacağını anladık. Hemen başka stratejiler geliştirmeye başladık. Bilet yoktu bizde ama bir miktar para vardı belki de görevlileri ayarlayabilirdik. Gittik hemen giriş grevlisinin yanına ve başladık konuşmaya “İstanbuldan geldik girmemiz lazım hededir hödedir paradır” derken red yanıtı suratımıza her defasında vuruldu. Ama bu bizim tarafın görevlisiydi birde denizli tarafının görevlileri vardı ve bu stadda tel örgü yoktu. Hemen tam kafamızın üstünde bir ışık belirdi ve doğru denizli kale arkası tarafında yöneldik. Daha kapılar açılmamıştı stadda. İlk diyaloğumuz olumlu sonuçlandı ve kapılar açılmadan yarım saat önce gelin alcam sizi içeri sözüyle hedefi vurduk.
Saati geldiğinde kapıya yöneldik ve adam 3 ümüzüde 1 saati helada geçirmek kaydıyla içeri aldı. Daha kapıların açılmasına 1 saat vardı ve biz 3 kişi tek bir heladaydık. Bekle bekle vakit geçmiyor derken bi küfürleşme vurdu kırdı sesleri gelmeye başladı. Centilmen Denizli taraftarı içeri girmeye başlamış pankart asma vs. işlemleri için içeriye dalmaya başlamıştı. Biz 3 kişi hela dayken dışarıdan tuvalete girme sesleri su açma kapama sesleri gelmekteydi. Hemen klas bi hamle ile atkı ve bayrakları kamufle etme yoluna girmiştik. Sonuçta rakip taraftardık ve 3 kişi bir heledaydık bu durum nasıl açıklanabilirdiki J
Aramızdan bi arkadaşı seçtik daha 40 dakika civarı vardı kapıların açılmasına çık dışarı bak diye ne var ne yok. Dışarı çıkan arkadaştan bi 10 dakika ses seda gelmeyince bizde çıkma kararı aldık. Çıktığımızda stad bomboş hazırlık aşamasında denizliler panklart asma peşinde biz ise ne yapacağız telaşındaydık. Dışarı çıkan arkadaşıda biraz fırçalayıp yanımıza aldıktan sonra atladık stada ve maraton tribüne doğru sanki olimpiyat derecesi yapacakmışız gibi zafere kaçış koşusu yaptık ve artık kendi tribünümüzdeydik.
Ama bir eksik vardı hala kapılar açılmamıştı ve tribünler vızır vızır polis kaynıyordu. İlk olarak hemen bi pankart asan renkdaşın yanına yaklaştık ve yardım ediyormuş gibi hareketler yapmaya başladık. Yoksa bu kadar emek heba olacaktı. Fakat her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi pankart asmanında sonu gelmişti ve arkadaşlar dışarı çıkıyordu ama onların bileti var bizim yoktu, tekrar giremezdik. Bi şekilde “polisin işiniz bittiyse çıkın” cümlesinden kıvrak bi çalımla sıyrılarak tribünün diğer köşesine yol aldık. Yol aldık fakat oradaki polis amcada bize çıkın demekteydi ben ortaya atılarak “bizi polis aldı içeri zaten” dedim ardından “bizim Hamit abinin tanıdıklarımısınız?” sorusuna titremeyele karışık kafa sallamayla yanıt verdikten sonra bir level daha atladığımızı fark ettik. Fakat polis 1 değil 2 değil 10 değil 100 değildi boyna geliyorlardı hem bizim hayali kahramanımız “Hamit Amca” da yoktu ortalarda Ne yapabiliriz derken kendimizi köftecilerin arasında buluverdik. Orada yarım ekmek köfte ayran vs. hazırlayan arkadaşlarla samimi olmuştuk ve bi şekilde kalan 10 dakikayı orada geçirecektik. Birazcık muhabbet ettikten sonra hemende kaynaşıvermiştik köfteci arkadaşlarla J kabine gelen sivil polisede “arkadaşlar bizden” yanıtı geldikten sonra”tamam dedik kalan 10 dakika stres yok artık”.
Geçen 50 dakika hela ve polis maceraları sonrası kalan 10 dakika su gibi geçti ve ardından taraftarlar alınmaya biz ise rahatlamaya başladık. 1 saat böyle geçti fakat önümüzde bir 90 dakika vardı. Sonuç olarak biz maçı 4-0 aldık Galatasaray 4-2 trabzonu yenince o gün bayram Fenerbahçe ise şampiyon oldu. Dönüş yolu mu? O muhteşem oldu Kfy nin 23 semih şentürk numaralı çift katlı otobüsünün en arkasında şarkılar, türküler, geride kalan ve üzerimize sinen biraz hela biraz meşale kokusuyla hepsinden ötesi üzerimize sinen anıların kokusuyla anlımızdada şampiyonluk apoleti ile geri dönüş yolunu sona erdirdik…
Dip Not: Anılar diyerek başlık atınca aklıma ilk gelen isim oldu Coşkun abimiz hatamız varsa affola
Şampiyonlar Ligi 2. Hafta

29 Eylül Salı
* Rubin Kazan - İnter Milan
* Barcelona - Dinamo Kiev
* G.Rangers - Sevilla
* Unirea Urziceni - Stuttgart
* Arsenal - Olympiakos
* AZ Alkmar - Standart Liege
30 Eylül Çarşamba
* Bayern Münih - Juventus
* Bordeaux - Maccabi Haifa
* CSKA Moscova - Beşiktaş
* Man. United - Wolfsburg
* AC Milan - Zürih
* Real Madrid - Marsilya
* APOEL Nicosia- Chelsea
* FC Porto - Atletico Madrid
21 Eylül 2009 Pazartesi
20 Eylül 2009 Pazar
19 Eylül 2009 Cumartesi
Şanlı Göztepe şehr-i İstanbulda..

17 Eylül 2009 Perşembe
D-Smart UEFA dalaveraları..
Doğan grubu bangır bangır Galatasaray UEFA maçını vereceğini duyuruyor ama unutulan bir ayrıntı var. O da; UEFA kurallarına göre açık kanaldan verme zorunluluğu. İftarı apar topar yapıp kafelere koşup gaz odası misali sigara dumanına maruz kalmaya hiç gerek yok. Çünkü bu akşam aynı zamanda maçı TNT de verecek. Temsilcimiz Galatasaray'a başarılar, halkımıza iyi seyirler diler, D-Smartı da esefle kınıyoruz..
15 Eylül 2009 Salı
Beklenen oldu..
Ankaraspor'un tüm girişimlerine rağmen Profesyonel futbol disiplin kurulu bugün yaptığı açıklama ile Ankaraspor'un ligten düşürülmesi kararını verdi. Yapılan açıklamada gerekçe olarak bir diğer Ankara ekibi Ankaragücü ile arasındaki ilişkiden dolayı lige güvensizlik ortamı katıp, gölge düşüreceği gösterildi. Ulu orta yapılan görüşmelerden artık kıllanmayan kalmış mıydı?
Darısı diğer taraftarı olmayan belediye desteği ile ligleri atlayıp zevkimize limon sıkan takımlara..
Scolari Özbek Düğününde
Eğer ki günün birinde ülkemizde görürsek kendisini halay başı olmaya davet ediyorum. Olmadı kolbastı, şemmamme, çiftetelli veya zeybekte olabilir. Kendisini çok sempatik ve babacan bulduğumuda buradan cümle aleme bildireyim.
14 Eylül 2009 Pazartesi
Santrafor Egemen
Dünden akılda kalan ilginç oalylardan biride Egemen Korkmaz'ın İ.B.B havalarını 3 kez havalandırmasıydı. Santraforların bile koca sezonda gerçekleştiremediği Hattrick hadisesini adam 5. haftada Stoper olarak gerçekleştirdi. Artık Belediye'nin savunma zaafımı deriz Egemen'in yeteneğimi deriz ki mutlaka demek lazım devamı gelecekmi hep beraber göreceğiz. Fakat size tavsiyem devamını görmeden önce Egemen'in aşil tendonuyla attığı 3. golü izlemeniz Zlatan-Henry karışımı bir hava var golde.
Velez Forma Tanıtımı
Bu taraz forma tanıtımları ülkemizde de görmek istediğimiz tarzda hareketler.
ÇÇGH diyenler?
Bursa - Fenerbahçe

Dün Bursa-Fenerbahçe maçının tribünlerindeydim malumunuz onunla ilgili bi kaç bişey paylaşmak lazım. Önceki yıllara oranla daha özenli bir güvenlik önlemiyle asayiş şube'nin önünde bütün taraftarlar biriktirildi ve yaklaşık iftar saatine kadar orada tutuldu tüm taraftar. Herkes yadırgamıştı; nedeni Bursa ile bir düşmanlığın olmaması emniyetin ise bunu bilmesi önceki yıllarda Bursalıların Kadıköy'de Fenerlilerin ise Kültürparkta rahat rahat gezmesine rağmen böyle bi uygulama yapılması biraz canları sıkmıştı ama havanın fena olmayışı ve muhabbetin güzelliği vaktin çabucak akmasını sağlıyordu.
Maç saati yaklaştı iftarımızı yaptık ve içeri girme çalışmalarına başladık. Kapıdan içeri girmek yaklaşık 40 dakika aldı bunun nedeni ise biletsiz yoldaşlarımızıda içeri sokma ve dolayısıyla görevliyi ikna edip çift girme çalışmaları. Biraz eziyet çeksekte arkadaşlarımızın hepsinin içeri girmesi tüm sinirleri yok etti gitti. Hatta ve hatta biz içeri girdikten sonra kapının açılıp herkesin "özgürlüğe kaçış" gibi içeri dalması bugün tribünün daha bi iştahlı olacağının göstergesiydi sanki.
Maç başlamıştı artık. Kuşkusuz Fenerbahçe tribünleri deplasmanda ülkenin en iyisi. Performans yer yer düşse bile Bursa tribünlerini rakip takım taraftarınıu dinlerken hiç görmemiştim. Üstelik golden önce de Bursa tribününün performansı baya düşüktü ve bizim sesimiz dalga dalga ekranlara bile yansımış.
Tribünden çıkıp maça gelirsek Guiza gol kaçırma adına herşeyi yaparken, doğum gününü kutlayan Alex klasına yakışır bir gol atarak belki de maçın 0-0 bitmesini engelledi. Hakem'e gelirsek şu günlerde fazlasıyla gergin sarı lacivertli oyuncular bu da sahaya ve hakemlere negatif enerji saçıyor ve sarı kart miktarında artış oluyor.
Devre arası Bursa açık tribündeki yaşları 19 bile olmayan gençlerin tahriki ile 2 tribün birbirine girdi. Maçta tezahuratlara eşlik dahi etmeyen Üstü Açık tribün bu esnada su ve çakmak atarken oldukça iyi bir performans sergiliyordu tabi geri dönüşüde deplasman tribününden gecikmiyordu. İyi kötü kaşı kafası yarılanlar derken uçan polisler( şaka değil bi tanesi baya baya 1-2 sıra uçtu) devreye girdide sakinleşti ortalık.
2. yarı Fener aynı Bursa farksız olunca maç öylece bitiverdi. Sonra yapılan makaralar sessiz sessiz laylaylar "havuç sucu" ile dalga geçmeler derken vakit geçiverdi. Ayrıca Colin Kazım'ın antreman formasını ve Andre Santos'un ise maç formasını aynı kişinin almasıda matematik olarak nasıl bir olasılığa tekabül ediyor merak içerisindeyim. Beklenilen 1 buçuk saate yakın bir süre sonra köfteci yusuf'la köftenin tadına vararak geceyi bitirmek heleki 5'te 5 ve 3 puan ile sonuçlanınca köfteden bile daha keyifli geldi..
13 Eylül 2009 Pazar
"How i met your mother" yeni sezon..
Türkiye'de de büyük beğeniyle izlenen himym dizisinin yeni sezonundan ilk kareler yayınlandı.
Robin ve Barney arasındaki bakışmalardan anlayacağınız gibi romantik bölümler bizi beklemekte..
Lily bu sezonda hamile kalıyor ve göze çarpan bir diğer nokta yeni saç rengi..
Lily-Marshall çiftiyle ilgili bir flashback bizi bekliyor olacak..
Ve Ted Indiana Jones'laşır..
How i met your mother 21 Ekimde yeni bölümleri ile bizlerle..
Nanik..
12 Eylül 2009 Cumartesi
Günün Ardından
* Türkiye 63 - 60 İspanya --- Dünya devi İspanya'yı yenerek 4'te 4 yaptık. Gelen kara haberlerin yanında bu biraz yüzümüzü güldürdü. Ömer Aşık'ın son dakika bloğu ve Semih'in Gasol'u bloklayışı görülmeye değerdi. Hidayet'in sakat sakat oynayıp özveri göstermesi ise takdire sayendi.
* Adebayor ismi hep bana gül satan çiçekçi kadınları anımsatmakta ve "abe dayor" diyesim gelmekte bugün eski takımına karşı forma giydi ve Arsenal en iyi oyuncusunu satmanın bedelini 4-2 lik bir mağlubiyetle yaşadı. ManCity iyi gidiyor Arsene Wenger ise elden kaçan forveti için şu sıralar evinde elinde bira ve çerez gözyaşı döküyor.
* Sezonun ilk derbisi beklenildiği gibi geçmedi belki ama beklenilen bir skor geldi. Beşiktaş oyunuyla en azından gol atmayı haketse bile çıkan ilk 11'de Bobo, Nobre, Tello gibi oyuncuların bulunmaması ve Beşiktaş'ın en etkili ve etkisiz futbolcusunun Serdar Özkan olması skorun gerçekçiliğini ortaya koyuyor. 1 Mustafa 2 Baros 3-0 "yapma Rüştü" diyoruz olmadı "Denizli" diyelim.
2 Asist + 1 Gol = 160 Milyon €

Espanyol 0 - 3 Real Madrid
Kaka 2 asist Ronaldo yek gol ile geçti bu maçı. C.Ronaldo yedek klübesinden gelirken Kaka sergilediği futbolla alkış aldı. C.Ronaldo La Liga'ya 2 haftada 2 golle giriş yaptı bakalım 95 Milyon € nun hakkını vermeye devam edecekmi.
Matematiksel Gerçekler

Geçenlerde bir yazı okumuştum kadınların fazla isteklerİnden dolayı evde kalması üzerine. 4000 TL den fazla parası olsun boyu uzun olsun yaşı şöyle olsun falan derken. İstatistik-Olasılık hesapları 70 milyon nüfuslu ülkede bu şartları taşıyan 800 kişiyi işaret ediyordu. İnsanlar var oldukça istekleri bitmeyecektir bu bilinen bi idea ve her alanda da buna rastlamak mümkün, istekler bitmez ve her zaman en iyisi istenir. Peki en iyisini bulmak ne kadar kolay?
Transfer piyasasını geride bıraktığımız şu günlerde iyisiyle kötüsüyle her takım takviyelerde bulundu fakat Mustafa Denizli’nin işaret ettiği buçuklu 10 numara ve alınan Tabata son günlerin favori polemik konusuydu.
Şimdi Beşiktaş’ın ihtiyacını ve Denizli’nin istediği oyuncu tipine bir bakalım. Beşiktaş’ın öncelikle Lider bir oyuncuya ihtiyacı var dünya’ya açılmadan ülkemizdeki oyuncuları düşünürsek; 18 takım var her birinin kadrosunda 22 futbolcu olduğunu varsayalım toplam 396 hadi düz hesap 400 diyelim TSL deki topçu sayısına. Lider oyuncu özelliğine sahip bir elin parmaklarını geçmez ama her takımda 1 adet var dersek 18/400 ‘lük bir oranımız elde var.
Başka ne istiyor Denizli oyunu yönlendirsin araya milimetrik paslar atsın fark yaratsın; bunu düşündüğümüzde ülkemizde ancak TSL takımlarının yarısında(?) böyle oyuncu mevcut buda 9/400 lük bir oran demektir. Onbuçuknumaramız birazcık koşsun ve şutları isabetli olsun isteniyor yine buda her takımda 3 tane var desek iyimser olarak 54/400 lük bir oran bizi beklemekte. Ayrıca oyuncumuz karakterli olsun hırslı olsun ve çokta para istemesin; bu oranda 2’şer tane olsa her takımda 36/400 lük bir oran.
Matamatik’te bir olayın gerçekleşme ihtimali değerler birbirinden farklı bağımsız verilerden oluşuyorsa eğer bunların çarpımına eşitmiş. Şimdi bu oranları biz çarparsak karşımıza düz hesap 81000 de 1 ihtimal çıkıyor. Yani ülkemizde 81 binde 1 böyle topçu çıkar o yüzden matematiğe güveniyorsak eğer TSL takımlarında onbuçuk numara aramanın yersiz olduğunu görmekteyiz. Hadi bulduk diyelim 81000 de 1 i o zamanda biz mi alacağız kurtlar sofrasında ki simsarlar dururken.
O zaman bir öneri; böyle oyuncu transfer etmek güç ama yetiştirmek güç değil transferlere milyonlar harcayıp onbuçuk değil birbuçuk bile etmeyen topçular almaktansa ki sözğm Tabata’dan dışarı, Futbol okullarına Alt Yapıya Tesislere yatırım yapıp 81000 de 1 i çıkartmaya çalışalım. Bence böylesi daha bi kolay gözüküyor ama nedense hep zoru seçip krize teğet ülkemizi iyice teğetleştiriyoruz.
45 Saniye
İngiltere'de Conference Ligi Oxford-Luton mücadelesi Luton'lu bir taraftar çekim yapıyor o esnada Oxford penaltı kullanmakta. 45 saniyede değişen hayatları ve duyguları hepsini bu videoda görmeniz mümkün. Ayrıca hemen hemen 3. lig statüsünde bir maç olmasına rağmen tribünlerdeki taraftar sayısına da gözatmanızı isterim TSL de böyle doluluk 10 maçın 5'inde.
11 Eylül 2009 Cuma
Dön baba dönelim..
Bu adamı görünce aklıma direk topaç geldi. Sizce haksız mıyım?
Geçmiş Zaman Olurki #1 Sabri Sarıoğlu
* Okan Buruk'tan çok daha iyi bir top tekniğine sahip olan bu nedenle sağ kanata hapsedilmemesi gerektiğine inandığım oyuncu..4lü orta sahada sağ iç olarak oynaması süper olabilir kanımca..
* dün oynanan 30 mayıs 2003 galatasaray gaziantepspor maçında iyi bir oyun sergileyen ve bizi gelecek için umutlandıran oyuncu.
* stil olarak nihat kahveci'yi andıran genç yetenek
* ilerleyen zamanlarda aynen nihat kahveci gibi sağ kanattan forvete doğru bir yol izlemesi halinde, nihat'in yaşattığı tüm sürprizleri yaşatabileceğine inandığım, son derece harika bir tekniğe sahip doğuştan yetenekli galatasaray'ın kazanılmayı bekleyen yeni yıldızı..
* kimi tecrubeli isimlerin bile yedek kaldigi takimda ilk 11'de yer bulmayi basaran genc yetenek. hizli ve cevik, mucadeleci, calimlari kuvvetli, uzaktan sutlari oldukca basarili fakat henuz tecrubesiz. hucuma yonelik oynadigi icin defansa pek faydali olamamasi bir handikap sayilabilir, fakat futbolcularinin cogunun tel tel dokuldugu bir ortamda Galatasaray'in yavas ve durmadan hata yapan oyuncular yerine boyle yeteneklere ihtiyaci var.
* milyonlarca verkaç binlerce ara pas yapabileceği bir mevkide oynuyor fakat o kafayı yerden kaldırmadığı sürece bu adamdan cacık bile olmaz.. sadece şut çekmek istedinde bakıyor etrafta ne oluyor diye..
* şimdiye kadar kendisine yakışan bir şaç modeli bulamayan futbolcu.
* herşeyi geçtim, tam topla çıkarken aniden stop edip, yürüye yürüye 2 adım attıktan sonra taça veya auta doğru şişirmeleri yok mu kalbim sıkışıyo...

* samiyen poligon ise sabri hedefi onikiden vurandır
* acı çektiriyor artık. sadece galatasaraylılara değil, futbolu seven herkese. mümkünse maçların yayınlanmadığı bir ülkeye, mesela egzantrik çokolastik adaları süper ligine gitmesini istiyoruz.
* hızlı, atik ve nadiren faydalı olan futbolcu. ama beni en çok etkileyen futbol zekası. nasıl olurda her 3 taçtan ikisini hatalı atar, yani nasıl oluyor da topu eliyle rakibe atabiliyor. sadece futbol zekası değil genel olarak bir deha kendisi.
* oyuna sonradan dahil olan oyuncunun sahadaki arkadaşlarına teknik direktörden aldığı talimatları iletirken "sabri, sen şu twigy terliğinin orda durcakmışsın." diye makara yaptığı topçu.
Sabri demişken şu videoyuda koymadan geçemeyeceğim mükemmel bir futbol zekası, harika bir taktik teknik donanım ve muhteşem bir vücud çalımı.
Here we go...
Hayal Penceresi
Fifa Bayan-Erkek karışık futbol takımlarına asla izin vermeyecek diyor lakin bayan futboluda gümbür gümbür geliyor. Aman dikkat!
Geleceğin Yıldızları #1 Iker Muniain
İsmine baktığımızda hemen bir İspanyol olduğunu anlayabildiğimiz Bask bölgesinin futbol dünyasına sunduğu genç bir yetenek Muniain. Şu sıralar dünya futbol'un da genç futbolcular oldukça adını duyurmakta ve yıldız olma yaşı gitgide düşmekte. Yıldız adayı olan bu topçumuz ise 1992 doğumlu ve Athletic Bilbao formasını giymekte. Mevkisi ise yıldız olmaya çok müsait olan Forvet yani Iker bir santrafor. Futbolcusuna sıkı sıkı bağımlı bask bölgesi temsilcisinin formasını bir forvet oyuncusu olarak giyiyorsan üzerinde hem büyük bir yük vardır hem de başarılı olmaya yakınsın demektir.
Bu formayı ilk olarak bir Avrupa kupası mücadelisinde 16 yaşındayken giymiş ve Bilbao'nun formasını giyen en genç topçusu olmuş. İspanya ligi şu an yıldızlarla dolu premier lig'ten daha kaliteli olma yolunda bu sene önemli adımlar attı hele bide genç yıldızlar çıkarırsa bu sene çok la liga seyredeceğiz gibi geliyor baiz ana.
Boyu 1.67m forma numarası 27 ilk golünü ise Young Boys'a kupada atıp yine bu alanda klüp tarihinin en genç golcüsü ünvanını ele geçirdi. Bu kadar kısa bir sürede Bilbao tarihinde yer edindi bile. Şimdi Bask futbolu yeni bir yıldız çıkartıyor gözümüzü Kaka, C.Ronaldo, Messi, Zlatan'dan ayırmayalım tamam ama aklımızın bir köşesinde ise bu Wonderkid olsun. Tabi Wenger kancayı takmazsa.
(İlginç spiker eşliğinde Munian'ın attığı takımının 2.golü)
10 Eylül 2009 Perşembe
Futbol 90 Dakika mı?
Futbol 90 dakikadır her an herşey olabilir diyenler halt etmiş. Dün öyle ilginç bir maç yaşandı ki Suidi Arabistan ve Bahreyn Dünya Kupasına katılma yolunda birbirleriyle oynayacakları son 2 maça çıkacaklardı. Maçta dakikalar 90 derken skor 1-1'i göstermekteydi fakat o da ne Suidi'ler uzatma da skoru 2-1 e taşıyıp kendi evinde avantajlı skor elde etmişlerdi. Fakat o da ne uzatmalarda Bahreyn tekrardan korner varyasyonu sonucu eşitliği sağladı ve 2-2 'ye getirdi böylr maçlar çok ender görülmekte uzatmada 2 gol sen koskoca 90 dakika 2 gol at sonrasında kıytırıktan 3-4 dakika uzatmada yeniden 2 gol at aklınız neredeydi be kuzum. Arap spikerin anlatımıyla bir hayli ilginçleşen mücadelenin şifresiz lakin banttan olmasına rağmen spiker kalitesiyle o heyecanı yaşayacağınız görüntüleride aşağıda hizmetinize sunulmuştur.
Bu arada Japonya, Avustralya, Kuzey Kore, Güney Kore Asya'dan Afrika'ya uçak biletlerini ayırttı Gana'da biletini ayırtanlardan Avrupa'da ise İspanya, İngiltere, Hollanda 2010 için hazır.
O forma kutsaldır, nasip olmaz herkese..
Bir takımın sevdalılarının ağızlarından düşürmedikleri gibi yüreğine işlenmiş cümledir başlık olarak attığım "O sevda kutsaldır, nasip olmaz herkese!". Çaykur Rizesporlu futbolcular Karabük deplasmanına giderlerken o kutsal formalarını Rizede unutmuşlar. Çare olarak Karabüksporun yedek formaları çözüm olmuş. Şimdi soruyoruz Rizesporlu futbolculara "o forma kutsaldır peki siz kafir misiniz?"
Futbol?
Daha dışında olduğu gibi saha içinde de istenmeyen olaylar isteyenlere..
9 Eylül 2009 Çarşamba
09/09/09 Tarihli G.A. 2010 Sefer Sayılı Uçak
* Macaristan - Portekiz --- Kuşkusuz 1. grupta gecenin en önemli maçı Portekiz 10 Macarlar 13 puanda İsveç'in Malta karşısında galibiyeti kesin gibi. Dünya kupasında C.Ronaldo olmayacak mı acaba?
* Letonya - İsviçre --- İsviçre lider 3 puan gerisindeki Letonya 3. Yunanistan'ın galibiyetini kesin gibi görürsek bu grupta Letonya'nın alacağı bir galibiyet 2. grupta işleri baya bi karıştıracak.
* Slovenya - Polonya --- 3. grubun eşit puanlı 2 takımının mücadelesi ve grubun ilk 2 sırasındaki Slovakya - Kuzey İrlanda maçlarından sonra bu grubu değerlendirmek daha doğru olacak işler o kadar karışık ki alttan az da olsa Çek'ler bile gelebilir.
*İngiltere - Hırvatistan --- Hırvatistan Ukrayna'nın nefesini ensesinde hissetmekte aksi bir sonuç ve Ukrayna'nın Beyaz Ruslardan alacağı 3 puan grupta dengeleri Slaven Bilic'in ise kariyerini oynatabilir.
*Norveç - Makedonya --- Norveç iddasını sürdürmek istiyorsa mutlaka 3 puan alacak kendi sahasında ve İskoçya'nın Hollanda'ya yenilmesini bekleyecek aynı kadere Makedonlar'da sahip ipler şimdilik İskoçya'nın kendi elinde bulunmakta.
*Bosna Hersek - Türkiye --- Durumun vahamiyeti ortada pekte anlatmaya gerek yok
Kulaklarına inanamamak..
Sanırım minibüs şoförlerini anlatmama gerek yok herkes onları tecrübe ederek tanımıştır. Elbet bir yazımda özel olarak kendilerine de yer ayırırım ama bu sefer konu apayrı. Dolmuşlarda yaşanan ve herkesce kabul görmüş görmüş olan en yaygın kare kaptanın "Sağlı sollu ilerleyelim." ve "Arkada boş yerler var, görüyorum." gibi tamamen yalandan oluşan cümlecikleridir. Yalandan diyorum çünkü arka taraf çoktan dolmuş ve birçok kişi akrabalığa ilk adımları atmak üzeredir. Ama bu yaşıma geldim ilkkez bir minibüs şoförünün bu cümlelere taban tabana zıt bir cümle kurduğuna tanık oldum. Şoför duraktayken aşağıda bekleyenlere sesleniyordu: "Abicim ablacım görmüyor musun araba dolmuş hala ne binecem diye uğraşıyorsun." Yok dedim bunu şoför değil olsa olsa bir yolcu demiştir. Şöyle bir dikeldim şoföre doğru baktım. Sahiden de duyduklarımın gerçek olduğunu kanıtlayan cümlesiyle devam etti: "Abi dolduysa dolmuştur arkadan gelen araca bineceksin." demesiyle yerime çökmem bir oldu. Sizce bu bir kıyamet alameti miydi yoksa iftar saatine yetişmek çabası mıydı siz karar verin..
Benim kararım mı?
Ramazan olmasa o durakta 7dk bekler ve kucağıma milleti yığardı..
8 Eylül 2009 Salı
Şimdi reklamlar vol.1
İşte karelerden biri: Rıdvanlı Lassa Reklamı
Bosna Hersek - Türkiye
"Köprüden Önce Son Çıkış" biliyoruz zor ama biz hiçbirşeyi kolay elde etmedik. Köprü'den geçersek "Altından çok sular akar" ve eminim ki bu hırsla Babazula 2010'a biz gideriz ya yenemezsek, o zamanda işte Fatih Terim'in dediği gibi dünya'nın sonu değil ama dünya kupası'nın sonu olur, yazın sıcağında "biz orda olacaktık var ya tarih yazardık yeni yine yeniden" nidalarıyla elimizde cips, kola, bira tıkınaklarıyla göbek çapımızı zorlarız...
Resim: Geceden kalma bir "Mostar Köprüsü"
6 Eylül 2009 Pazar
Platini'nin Halet-İ Ruhiyesi
Sıra Kırmızı Şeytanlar'a Gelmedi mi?
Malumunuz Chelsea kata kulli'ye getirdiği 18 yaşındaki Fransız "Gael Kakuta" transferinden dolayı 2011'in ocak ayına kadar transfer yasağı cezasıyla karşı karşıya, hatta karşı karşıyayı bırak kaleciyi geçip boş ağlara topu göndermiş bulunmakta. Fifa kurullarının bu cesur kararından sonra yine bir Fransız bu kez Manchester United ve Sir Alex Fergusson'un başına iş açacak gibi.
( Gael Kakuta vs. Federico Macheda )Tamam büyük klüplersiniz amenna herkes sizde oynamak ister o havayı tatmak kupaları kaldırmak yedi sülalesini doyuracak paraları kazanmak ama Lens'i, Le Havre'sı sizin gibi milyon dolarlar saçarak transfer yapamıyor dolayısıyla Futbol Akedemileri'ne bütçesinin önemli bi kısmını ayırarak böyle oyuncuların yetişmesine dünya futboluna sunulmasına katkıda bulunuyor. Siz ne bu futbolcuların yeni başlayan kariyerlerini ne de bu takımların heveslerini söndürmeyin en azından böyle oyuncuların çıkmasına fırsat verecek paraları ödeyin ki bu klüplere "Le Havre" gibi takımlara "Le Havle vela kuvvete" çektirmeyin.
Arjantin 1 - 3 Brezilya
Dünkü maçın yorumuna falan gerek yok resim gayet açıklayıcı.
Brasil "2 Luis Fabiano 1 Luisao", Argantina "Datolo"
Şimdi tam olduk..
Bayan arkadaşlar futboldan konu açılınca direk bakışları değişir. Böyle korkulu gözlerle yüzünüze bakıp "barbarsınız siz!" demeleri yok mudur sanki birşeyden anlıyorlarmış gibi.. Halbuki tek bildikleri babalarının televizyon karşısında tuttukları takımın tesiri altında kalıp sorana xspor'luyum demektir. Ha kimisi formasını da alır giyer o ayrı. Bu haberi özellikle bizlere barbar deyip futbol sohbetleri esnasında o bahsi geçen bakışları atan hanımlar okusunlar.
Eğer tribünsel mevzular sizin için barbarlıksa(ki bizim için değil!) işte bunlar da barbar(a)lar:
Yer Bursa. Lige verilen arayı değerlendirmek isteyen Bursaspor ve Eskişehirspor'un hazırlık maçından bir kare..
Dünden Arda Kalanlar
* Hollanda 3 – 0 Japonya ---- 2. gol W. Sneijder’ den 3 ise K.J. Huntelaar bellimi olur Real Madrid’e döner dolaşır rekor ücretle gelirler tekrardan belki.
* Almanya 2 – 0 Güney Afrika --- Mesut’da gerçek panzer oldu Afrika ıslatıyor Afrika ise evindeki turnuvaya elemelerin en rahat takımı olarak ısınıyor.
* Macaristan 1 – 2 İsveç --- Macarları beklide bir rüyadan son dakikada Zlatan uyandırdı “Ey Puşkaş Nerdesin?”
* Slovakya 2 – 2 Çek Cumhuriyeti ---Slovaklar G.Afrika yolunun son çeyreğine girdi Baros ise Milli Takımda gollere devam
* Rusya 3 - 0 Liechtenstein --- Penaltıların bol olduğu Cumartesi akşamı son 2 gol penaltıdan Avrupa Kupasının yıldızlarından Pavlyuchenko(Ne zormuş yazması) kaydetti
* Ermenistan 0 – 2 Bosna Hersek --- Valla geliyor adamlar.
* Türkiye 4 – 2 Estonya --- İlk kez kapalı savunmaları böyle güzsel açmışmışız yemişim Estonya’nın Kapalı savunma açılımını oldu olacak puan vereydik bari.
* İspanya 5 – 0 Belçika --- Good Bye My Lover
* Fransa 1 – 1 Romanya --- Kendi kaleme bende atarım dedi “Escude”
* Gürcistan 0 – 2 İtalya --- Kaladze İtalya kariyerini ömrü billah sürdürür bu kıyaktan sonra.
* Ukrayna 5 – 0 Andorra --- Skor normalde son 3 gol penaltıdan ne yapmış bu Andorra defansı yahu.
* Arjantin 1 – 3 Brezilya --- Andre Santos ve Elano ilk 11 ‘de başladı. Elano’nun duran topları Maradona’nın kabusu oldu umarım tekrar kötü alışkanlıklarına dönmez.
Hattrick'e bir kala "Kaladze"
5 Eylül 2009 Cumartesi
Serdar Samur şaşırma!
Bir yönetim düşünün ki; Taraftarın yaptığı her olumlu davranıştan kendine pay çıkarıyor, ama taraftarı zor durumda iken onları yalnız bırakmaları bir kenara dursun "düşene vurmak" misali saçma sapan açıklamalarla suçluyor. Evet, bu bahsettiğimiz aciz yönetim Göztepe'nin şu anki mevcut yönetimidir.
Onlar ki; 35 yaşlarında iki araba adamın bıçaklarla 17 yaşındaki Göztepelilere saldırmasının sonucunda onları korumaya çalışan renktaşları için
En son Fethiye olaylarında taraftarımızın şiddet eğilimli davranışlarını uygun bulmuyoruz.şeklinde açıklama yapabiliyorlar..
Sanki bizler şiddete hayranmışız gibi kalkıp
Şiddetin her türlüsüne (Küfür ve eylem olarak) karşıyız.diye açıklama yapıyorlar, bu da yetmezmiş gibi üstüne kurşun yağdırılan taraftarı için de
Taraftarımızın sağduyu içinde hareket etmesi, şiddete yönelme gayretlerini kendi içinde sönümlemesi en büyük dileğimizdir.diyerek saçmalamanın da ötesine geçiyorlar..
Hayatta en çok değer verdiği GÖZTEPEsi peşinde yıllarca kar kış amatör demeden koşan taraftar için sanki birgün olsun onlardan otobüs veya bilet isteyen olmuş gibi
Göztepe Spor Kulübü, hiçbir taraftar organizasyonunun içinde olmaz. Bedava bilet dağıtmaz. Deplasmana otobüs kaldırmaz.diyerek komik duruma düşebiliyorlar.
Umarız en kısa sürede ya istanbuldaki amcalar bunlara yol verirler ya da bunlar akıllarını başlarına toplarlar..
Unutmasınlar ki;








