14 Eylül 2009 Pazartesi

Bursa - Fenerbahçe


Dün Bursa-Fenerbahçe maçının tribünlerindeydim malumunuz onunla ilgili bi kaç bişey paylaşmak lazım. Önceki yıllara oranla daha özenli bir güvenlik önlemiyle asayiş şube'nin önünde bütün taraftarlar biriktirildi ve yaklaşık iftar saatine kadar orada tutuldu tüm taraftar. Herkes yadırgamıştı; nedeni Bursa ile bir düşmanlığın olmaması emniyetin ise bunu bilmesi önceki yıllarda Bursalıların Kadıköy'de Fenerlilerin ise Kültürparkta rahat rahat gezmesine rağmen böyle bi uygulama yapılması biraz canları sıkmıştı ama havanın fena olmayışı ve muhabbetin güzelliği vaktin çabucak akmasını sağlıyordu.

Maç saati yaklaştı iftarımızı yaptık ve içeri girme çalışmalarına başladık. Kapıdan içeri girmek yaklaşık 40 dakika aldı bunun nedeni ise biletsiz yoldaşlarımızıda içeri sokma ve dolayısıyla görevliyi ikna edip çift girme çalışmaları. Biraz eziyet çeksekte arkadaşlarımızın hepsinin içeri girmesi tüm sinirleri yok etti gitti. Hatta ve hatta biz içeri girdikten sonra kapının açılıp herkesin "özgürlüğe kaçış" gibi içeri dalması bugün tribünün daha bi iştahlı olacağının göstergesiydi sanki.

Maç başlamıştı artık. Kuşkusuz Fenerbahçe tribünleri deplasmanda ülkenin en iyisi. Performans yer yer düşse bile Bursa tribünlerini rakip takım taraftarınıu dinlerken hiç görmemiştim. Üstelik golden önce de Bursa tribününün performansı baya düşüktü ve bizim sesimiz dalga dalga ekranlara bile yansımış.

Tribünden çıkıp maça gelirsek Guiza gol kaçırma adına herşeyi yaparken, doğum gününü kutlayan Alex klasına yakışır bir gol atarak belki de maçın 0-0 bitmesini engelledi. Hakem'e gelirsek şu günlerde fazlasıyla gergin sarı lacivertli oyuncular bu da sahaya ve hakemlere negatif enerji saçıyor ve sarı kart miktarında artış oluyor.
Devre arası Bursa açık tribündeki yaşları 19 bile olmayan gençlerin tahriki ile 2 tribün birbirine girdi. Maçta tezahuratlara eşlik dahi etmeyen Üstü Açık tribün bu esnada su ve çakmak atarken oldukça iyi bir performans sergiliyordu tabi geri dönüşüde deplasman tribününden gecikmiyordu. İyi kötü kaşı kafası yarılanlar derken uçan polisler( şaka değil bi tanesi baya baya 1-2 sıra uçtu) devreye girdide sakinleşti ortalık.

2. yarı Fener aynı Bursa farksız olunca maç öylece bitiverdi. Sonra yapılan makaralar sessiz sessiz laylaylar "havuç sucu" ile dalga geçmeler derken vakit geçiverdi. Ayrıca Colin Kazım'ın antreman formasını ve Andre Santos'un ise maç formasını aynı kişinin almasıda matematik olarak nasıl bir olasılığa tekabül ediyor merak içerisindeyim. Beklenilen 1 buçuk saate yakın bir süre sonra köfteci yusuf'la köftenin tadına vararak geceyi bitirmek heleki 5'te 5 ve 3 puan ile sonuçlanınca köfteden bile daha keyifli geldi..

0 yorum:

Murat KARATAŞ

...

Koçi SANTO

...
Her Hakkı Saklıdır, Saklandığı Yerden Bulan Gönlünce Kullanabilir.

  © Blogger templates Brooklyn by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP